Devremülk tapusu verilmedi ve satın aldığınız devremülkün tapusunu hâlâ alamadıysanız yapmanız gereken ilk şey; imzaladığınız sözleşmeyi, ödeme belgelerinizi ve satın aldığınız taşınmazın güncel tapu durumunu birlikte incelemektir. Çünkü “devremülk” adı altında yapılan her satış, hukuken aynı hakları doğurmayabilir.
Eğer sözleşmede belirli bir taşınmaz veya bağımsız bölüm üzerindeki devre mülk hakkının tapuda kurulacağı ve size devredileceği açıkça kararlaştırılmışsa, satıcının bu yükümlülüğü yerine getirip getirmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Tapunun verilmemesi durumunda, olayın özelliklerine göre tapu devrinin yapılmasını istemek, sözleşmenin sona erdirilmesini ve ödediğiniz bedelin iadesini talep etmek veya gerekli şartlar oluşmuşsa yargı yoluna başvurmak mümkün olabilir.
Ancak doğrudan “dava açmalıyım” sonucuna varmak da doğru değildir. Önce sözleşmenin hukuki niteliği, taşınmazın tapu kaydı, satıcının malik olup olmadığı, projenin mevcut durumu ve sözleşmede tapu devri için belirlenen şartlar kontrol edilmelidir.
Bu nedenle devremülk tapusu verilmediğinde ilk adım, hakkınızın gerçekten ne olduğunu ve satıcının hangi yükümlülüğü yerine getirmediğini belirlemektir. Sonraki hukuki yol da bu tespitin sonucuna göre şekillenir.
1. Devremülk Tapusu Verilmedi: Önce Gerçekten Ne Satın Aldığınızı Kontrol Edin
Devremülk tapusu verilmediğinde, doğrudan “tapu neden verilmiyor?” sorusuna odaklanmak yerine öncelikle hangi hakkı satın aldığınızı belirlemek gerekir. Çünkü satış sırasında size “devremülk”, “devre mülk”, “tatil hakkı” veya benzeri ifadeler kullanılmış olması, tek başına tapu üzerinde bir hak sahibi olduğunuz anlamına gelmez. Elinizdeki sözleşmenin içeriği, taşınmazın tapu kaydı ve satıcının size vermeyi taahhüt ettiği hak birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle sözleşmenizde belirli bir taşınmaz veya bağımsız bölüm üzerindeki devre mülk hakkının kurulacağı ve tapuda adınıza tescil edileceği belirtilmişse, tapunun neden devredilmediğinin ayrıca araştırılması gerekir. Buna karşılık bazı sözleşmelerde tüketiciye yalnızca belirli tarihlerde bir tesisten yararlanma hakkı tanınabilir. Bu durumda ortada tapuya tescil edilmesi gereken bir devre mülk hakkı bulunmayabilir.
1.1. Devre mülk ile devre tatil aynı şey değildir
Devre mülk, belirli bir taşınmaz üzerindeki müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulabilen ve tapu siciline tescil edilen bir ayni haktır. Buna karşılık devre tatil modelinde tüketiciye belirli dönemlerde bir konaklama veya kullanım hakkı tanınması söz konusu olabilir. Bu iki sistemin hukuki sonuçları aynı değildir.
Bu nedenle sözleşmenin başlığında “Devremülk Satış Sözleşmesi” yazması tek başına yeterli değildir. Sözleşmenin içeriğinde size neyin vaat edildiğine bakılmalıdır. Özellikle tapu devri, bağımsız bölüm numarası, taşınmazdaki pay, kullanım dönemi, devir tarihi ve satıcının yükümlülükleri dikkatle incelenmelidir.
1.2. Gerçek bir devre mülk hakkı tapuda nasıl görünür?
Gerçek anlamda bir devre mülk hakkından söz edilebilmesi için hakkın yalnızca sözleşmede belirtilmesi yeterli değildir. Devre mülk hakkının taşınmaz üzerindeki ilgili mülkiyet yapısına bağlı olarak kurulması ve tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Bu nedenle elinizde yalnızca satış sözleşmesi bulunması ile tapu kaydında adınıza kayıtlı bir devre mülk hakkının bulunması aynı şey değildir. Tapu kaydında ne görüldüğü, taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu ve sözleşmede vaat edilen hakkın tapuda kurulmasına hukuken imkan bulunup bulunmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
1.3. Sözleşmede “tapusu verilecek” yazıyor ancak yıllardır tapu verilmedi
Sözleşmede açıkça tapu devri yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen aradan uzun bir süre geçmesine karşın tapu verilmemişse, durum yalnızca bir “gecikme” olarak değerlendirilmemelidir. Satıcının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve tüketicinin hangi taleplere sahip olduğu incelenmelidir.
Somut olayın özelliklerine göre tapu devrinin gerçekleştirilmesinin talep edilmesi veya şartları oluşmuşsa sözleşmenin sona erdirilmesi ve ödenen bedelin iadesinin istenmesi gündeme gelebilir. Ancak hangi talebin kullanılacağı; sözleşmenin içeriğine, taşınmazın hukuki durumuna, tapu kaydına ve satıcının yükümlülüklerine göre değişir.
2. Devremülk Tapusu Neden Verilmemiş Olabilir?
Devremülk tapusu verilmediğinde bunun nedeni her olayda aynı olmayabilir. Bazen projenin henüz tapu devrine elverişli hale gelmemiş olması, bazen taşınmazın tapu kaydındaki hukuki durum, bazen de satıcının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemesi söz konusu olabilir. Bu nedenle satıcının yalnızca “tapu daha çıkmadı” şeklindeki açıklamasıyla yetinmek yerine, gecikmenin gerçek nedeninin belgeler üzerinden araştırılması gerekir.
Özellikle uzun süredir tapu bekleyen tüketiciler açısından taşınmazın güncel tapu kaydı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi (iskan), kat mülkiyeti veya kat irtifakı durumu ve satış sözleşmesi birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü bu belgeler, satıcının gerçekten tapu devri yapabilecek durumda olup olmadığını anlamaya yardımcı olur.
2.1. İnşaat tamamlanmadığı için tapu devri yapılmamış olabilir
Devremülkün bulunduğu tesis veya yapı henüz tamamlanmamışsa, tapu devrinin neden gerçekleştirilemediğinin ayrıca incelenmesi gerekir. Özellikle sözleşmenin imzalandığı tarihte projenin tamamlanmamış olması, tüketiciye belirli bir tarihte tapu verileceğinin taahhüt edilip edilmediği ve projenin güncel durumu önem taşır.
Ancak “inşaat bitmedi” açıklaması tek başına satıcının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Sözleşmede tapunun hangi tarihte veya hangi şartların gerçekleşmesinden sonra devredileceği açıkça belirtilmişse, bu hükümlerin somut olay bakımından değerlendirilmesi gerekir.
2.2. Taşınmazın tapu kaydı ve şirketin mülkiyet durumu incelenmelidir
Satıcı şirketin size vaat ettiği hakkı gerçekten devredebilecek hukuki konumda olup olmadığı önemli bir konudur. Örneğin şirketin satışını yaptığı taşınmazın maliki olup olmadığı, taşınmaz üzerinde ipotek, haciz veya başka takyidatlar bulunup bulunmadığı ve sözleşmede belirtilen bağımsız bölüm veya payın tapuda gerçekten mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır.
Bu nedenle yalnızca şirketin ticari unvanına veya satış ofisinin verdiği bilgilere bakmak yeterli değildir. Güncel tapu kaydı ile sözleşmedeki bilgiler karşılaştırılmalıdır. Aradaki uyumsuzluk, tapunun neden verilmediği konusunda önemli bir işaret olabilir.
2.3. “Tapu hazır”, “iskan bekleniyor”, “kat mülkiyeti kurulacak” gibi açıklamalar ne anlama gelir?
Devremülk satışlarında tüketicilere “tapu hazır”, “iskan çıkınca verilecek”, “kat mülkiyetine geçilecek” veya “birkaç ay içinde tapular dağıtılacak” gibi açıklamalar yapılabilir. Bu ifadelerin hukuki anlamı ise somut belgeler incelenmeden kesin olarak belirlenemez.
Örneğin yapı kullanma izin belgesinin henüz alınmamış olması, taşınmazın tapu sicilindeki mevcut durumu ve sözleşmede kararlaştırılan tapu devir şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Aynı şekilde “kat mülkiyeti kurulacak” denilmesi de tek başına belirli bir tarihte tapu devrinin kesin olarak yapılacağını göstermez.
Bu nedenle devremülk tapusu verilmediğinde satıcının açıklamasından çok resmi kayıtlar ve imzalanan sözleşme esas alınmalıdır. Tapunun neden verilmediğini anlamanın en güvenilir yolu, taşınmazın mevcut hukuki durumunu ve satıcının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini birlikte incelemektir.
3. Devremülk Tapusu Verilmediğinde İlk Olarak Hangi Belgeleri Toplamalısınız?
Devremülk tapusu verilmediğinde hukuki sürece başlamadan önce elinizdeki tüm belgeleri bir araya getirmeniz önemlidir. Çünkü tapunun neden verilmediği, satıcının hangi yükümlülüğü üstlendiği ve hangi taleplerin ileri sürülebileceği çoğu zaman belgelerden anlaşılır. Yıllar önce yapılmış bir satış söz konusuysa, o dönemde verilen sözlerin ve yapılan ödemelerin sonradan ispatlanması daha da önemli hale gelir.
Bu nedenle yalnızca satış sözleşmesini değil, ödeme kayıtlarından mesajlaşmalara, reklam broşürlerinden tapu ve proje belgelerine kadar uyuşmazlıkla ilgili mümkün olduğunca fazla belgeyi saklamalısınız.
3.1. Devremülk satış sözleşmesi
İlk olarak imzaladığınız devremülk satış sözleşmesinin tamamını temin edin. Sadece ilk veya son sayfaya değil, sözleşmenin bütün eklerine ve varsa ödeme planlarına da bakılmalıdır.
Özellikle tapu devrinin ne zaman yapılacağı, satın alınan taşınmaz veya bağımsız bölümün hangisi olduğu, hisse oranı, kullanım dönemi, teslim tarihi ve satıcının üstlendiği yükümlülükler kontrol edilmelidir. Sözleşmede sonradan yapılan ek protokoller veya değişiklikler varsa bunlar da dosyaya dahil edilmelidir.
3.2. Ödeme dekontları ve senetler
Ödediğiniz bedelin ispatı açısından banka dekontları, kredi belgeleri, makbuzlar, kredi kartı ekstreleri ve varsa senetler önemlidir. “Ödemeyi zaten yaptım” şeklindeki sözlü açıklama yerine, ödemenin tarihini, miktarını ve kime yapıldığını gösteren belgeler çok daha güçlü bir ispat aracı olabilir.
Özellikle taksitli satışlarda tüm ödemelerin kronolojik olarak çıkarılması, toplam ne kadar ödeme yapıldığının belirlenmesi açısından faydalıdır.
3.3. Reklamlar, WhatsApp yazışmaları ve satış sırasında verilen vaatler
Satış sırasında size “tapunuz kesin verilecek”, “belirli tarihte teslim edilecek” veya belirli bir kullanım hakkı sağlanacağı söylendiyse, bunlara ilişkin WhatsApp mesajlarını, e-postaları, broşürleri, internet sayfalarını, ilanları ve diğer yazılı veya elektronik kayıtları saklayın.
Sözleşmede yer almayan her açıklama otomatik olarak hukuki bir taahhüt anlamına gelmez. Ancak satış sürecinde tüketiciye verilen bilgilerin, sözleşmenin nasıl kurulduğunun ve uyuşmazlığın koşullarının değerlendirilmesinde önem taşıyabileceği durumlar vardır.
3.4. Tapu kaydı ve proje belgeleri
Son olarak, satın aldığınız taşınmazın güncel tapu kaydı ve takyidat durumu mümkün olduğunca kontrol edilmelidir. Taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu, üzerinde ipotek veya haciz gibi sınırlamalar bulunup bulunmadığı ve sözleşmede belirtilen taşınmazla tapu kaydındaki taşınmazın aynı olup olmadığı önemli sorulardır.
Bunun yanında yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi (iskan), kat irtifakı veya kat mülkiyetine ilişkin belgeler gibi proje evrakları da tapu devrinin neden gerçekleşmediğini anlamaya yardımcı olabilir.
Kısacası, “devremülk tapusu verilmedi” şeklindeki bir uyuşmazlıkta ne kadar erken ve düzenli belge toplarsanız, hangi hakka sahip olduğunuzu ve hangi hukuki yolun uygulanabileceğini belirlemek o kadar kolaylaşır.

4. Devremülk Tapusu Verilmedi: Satıcıya Karşı Hangi Haklarınız Var?
Devremülk tapusu verilmediğinde, tüketicinin sahip olduğu hak her olayda aynı değildir. Sözleşmede ne taahhüt edildiği, taşınmazın mevcut hukuki durumu, ödemelerin yapılıp yapılmadığı ve satıcının hangi yükümlülüğünü yerine getirmediği belirlendikten sonra hangi talebin ileri sürülebileceği değerlendirilmelidir. Somut olaya göre tapu devrinin gerçekleştirilmesi, sözleşmenin sona erdirilmesi ve ödenen bedelin iadesi gibi farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.
Burada önemli olan, “tapuyu alamadım, o halde mutlaka sözleşmeyi iptal etmeliyim” veya “sözleşmeyi imzaladım, artık yapabileceğim hiçbir şey yok” şeklinde hareket etmemektir. Özellikle uzun süredir tapu beklenen durumlarda, sözleşmenin ifasının hâlen mümkün olup olmadığı ile tüketicinin parasını geri istemesinin daha uygun bir hukuki talep olup olmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
4.1. Tapu devrinin yapılmasını istemek
Sözleşmede belirli bir taşınmaz üzerindeki devre mülk hakkının tüketiciye devredileceği açıkça kararlaştırılmış ve taşınmazın mevcut hukuki durumu bu devre elverişli ise, sözleşmenin ifasının ve kararlaştırılan hakkın tüketiciye geçirilmesinin talep edilmesi gündeme gelebilir.
Burada yalnızca “şirket tapu vermiyor” demek yeterli değildir. Satıcının malik olup olmadığı, sözleşmede belirtilen taşınmazın gerçekten mevcut olup olmadığı ve tapu devrinin önünde hukuki bir engel bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4.2. Sözleşmeden dönmek ve ödediğiniz parayı geri istemek
Tapunun devredilmemesi, satıcının sözleşmeden kaynaklanan esaslı bir yükümlülüğünü yerine getirmemesi niteliğindeyse, somut olayın şartlarına göre sözleşmeden dönme veya sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin talepler ile ödenen bedelin iadesi gündeme gelebilir.
Ancak bu seçenek değerlendirilirken sözleşmenin niteliği, tüketici mevzuatı, temerrüt durumu, yapılan ödemeler ve varsa sözleşmedeki özel hükümler birlikte ele alınmalıdır. Ödenen paranın iadesi talebinin nasıl ve hangi hukuki sebebe dayanılarak ileri sürüleceği de ayrıca önem taşır.
4.3. Tapu iptali ve tescil davası ne zaman gündeme gelir?
Bazı uyuşmazlıklarda tüketicinin amacı parasını geri almak değil, sözleşmeyle kendisine vaat edilen taşınmaz hakkının tapu sicilinde kendi adına geçirilmesini sağlamak olabilir. Bu durumda olayın hukuki yapısına göre tapu iptali ve tescil talebi gündeme gelebilir.
5. Devremülk Tapusu Verilmediğinde Noter İhtarı Göndermek Gerekir mi?
Devremülk tapusu verilmediğinde, satıcıyla yapılan görüşmelerin yalnızca telefon veya yüz yüze görüşmeler üzerinden yürütülmesi yerine, talebin yazılı ve ispatlanabilir şekilde iletilmesi çoğu durumda önemlidir. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre satıcıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi değerlendirilebilir.
Noter ihtarı ile satıcıya, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediği açıkça bildirilebilir ve tüketicinin hangi sonucu talep ettiği ortaya konulabilir. Böylece yalnızca “tapu ne zaman verilecek?” şeklindeki sözlü görüşmeler yerine, belirli bir talebin belirli bir tarihte ve resmi olarak karşı tarafa yöneltildiği belgelenmiş olur.
Bununla birlikte, her devremülk uyuşmazlığında dava açmadan önce mutlaka noter ihtarnamesi gönderilmesi gerektiği söylenemez. İhtarnamenin gerekli veya yararlı olup olmadığı; sözleşmenin hükümlerine, tarafların temerrüt durumuna ve ileri sürülecek hukuki talebe göre değerlendirilmelidir.
5.1. İhtarnamede neler talep edilebilir?
İhtarnamenin içeriği, tüketicinin somut olayda hangi hakkını kullanmak istediğine göre hazırlanmalıdır. Örneğin sözleşmede tapu devrinin yapılacağı açıkça kararlaştırılmışsa, sözleşmenin ifası ve tapu devrinin gerçekleştirilmesi talep edilebilir.
Bunun yanında, şartları oluşmuşsa sözleşmenin sona erdirilmesi ve ödenen bedelin iadesi de talep konusu yapılabilir. Önemli olan, ihtarnamede birbiriyle çelişen taleplerin gelişigüzel sıralanması yerine, olayın hukuki yapısına uygun bir talep ve süre belirlenmesidir.
İhtarnamede ayrıca sözleşmenin tarihi, taşınmazın bilgileri, yapılan ödemeler, tapunun neden teslim edilmediği ve daha önce satıcıyla yapılan yazışmalar gibi uyuşmazlığı açıklayan hususlara yer verilebilir.
5.2. Satıcı cevap vermezse ne olur?
Noter ihtarnamesine cevap verilmemesi, tüketicinin talebinin kabul edildiği anlamına gelmez ve tek başına tapunun tüketici adına geçirilmesini sağlamaz. Satıcının cevap vermemesi halinde uyuşmazlığın çözümü için olayın niteliğine göre tüketici hakem heyeti, arabuluculuk veya mahkeme süreci gibi farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.
Bununla birlikte ihtarname, satıcıya hangi talebin yöneltildiğini ve talebin ne zaman karşı tarafa ulaştığını gösteren önemli bir belge olabilir. Özellikle daha sonra açılabilecek bir uyuşmazlıkta, tüketicinin önce satıcıdan sözleşmenin gereğini yerine getirmesini istediğini ve buna rağmen sonuç alamadığını ortaya koyması bakımından önem taşıyabilir.
Bu nedenle “nasıl olsa cevap vermeyecek” düşüncesiyle yazılı başvurudan tamamen vazgeçmek yerine, sözleşme ve mevcut hukuki durum incelendikten sonra ihtarnamenin gerekli olup olmadığına karar verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
6. Devremülk Davası Açmadan Önce Tüketici Hakem Heyetine mi, Mahkemeye mi Başvurulur?
Devremülk tapusu verilmediğinde hangi hukuki yola başvurulacağı, öncelikle uyuşmazlığın parasal değerine ve tüketicinin ileri sürdüğü talebin niteliğine göre belirlenir. Her devremülk uyuşmazlığında doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılması gerekmez. Bazı uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluyken, parasal sınırın üzerindeki veya niteliği itibarıyla mahkeme incelemesi gerektiren uyuşmazlıklarda farklı bir süreç izlenmesi gerekir.
Bu nedenle “devremülk tapusu verilmedi” şeklindeki genel bir şikâyet, tek başına hangi merciye başvurulacağını belirlemek için yeterli değildir. Örneğin tüketicinin yalnızca belirli bir bedelin iadesini talep ettiği bir uyuşmazlık ile taşınmaz üzerindeki ayni hakkın tapu siciline tescilini istediği uyuşmazlığın hukuki niteliği aynı olmayabilir.
6.1. 2026 yılında hangi devremülk uyuşmazlıkları Tüketici Hakem Heyetine götürülebilir?
2026 yılı itibarıyla değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılması zorunludur. 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar ise Tüketici Hakem Heyetlerinin görev alanı dışındadır. Bu parasal sınır, 1 Ocak 2026’dan itibaren uygulanmaktadır.
Örneğin devremülk sözleşmesinden kaynaklanan ve yalnızca 100.000 TL’nin iadesinin talep edildiği bir tüketici uyuşmazlığında, diğer şartların da bulunması halinde Tüketici Hakem Heyeti süreci gündeme gelebilir. Buna karşılık talep 186.000 TL veya daha yüksek bir değere ulaşıyorsa uyuşmazlık için Tüketici Hakem Heyetine başvurulamaz.
Ancak burada yalnızca sözleşmede yazan toplam satış bedeline bakılması yeterli olmayabilir. Tüketicinin somut olarak hangi hakkı ve hangi ekonomik değeri talep ettiği ayrıca değerlendirilmelidir.
6.2. Hangi durumlarda Tüketici Mahkemesinde dava açılır?
Uyuşmazlığın değeri 186.000 TL ve üzerindeyse, Tüketici Hakem Heyeti bu uyuşmazlığı karara bağlayamaz. Bu durumda, 6502 sayılı Kanun kapsamında dava şartı arabuluculuk ve ardından tüketici mahkemesi yoluna başvurulması gerekmektedir.
Bunun yanında bazı devremülk uyuşmazlıklarında tüketicinin talebi yalnızca para iadesinden ibaret olmayabilir. Örneğin sözleşme kapsamında kendisine devredilmesi gereken taşınmaz hakkının tapu sicilinde kurulması veya tescil edilmesi isteniyorsa, uyuşmazlığın taşınmazın hukuki durumu, sözleşmenin içeriği ve talep edilen ayni hakkın niteliği üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Dolayısıyla “devremülk bedeli şu kadar olduğu için hakem heyetine giderim” şeklinde otomatik bir değerlendirme yapmak yerine, öncelikle ileri sürülecek talebin hukuki niteliği belirlenmelidir.
6.3. Tüketici Mahkemesinden önce arabuluculuk zorunlu mu?
Tüketici mahkemesinde açılacak davalar bakımından, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun‘un 73/A maddesi uyarınca dava şartı arabuluculuk kural olarak uygulanmaktadır.
Bu nedenle Tüketici Hakem Heyetinin görev alanına girmeyen bir devremülk uyuşmazlığında, doğrudan dava açmak yerine öncelikle zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekebilir. Arabuluculukta taraflar anlaşırsa uyuşmazlık dava açılmadan çözülebilir; anlaşma sağlanamazsa, son tutanak düzenlendikten sonra şartları oluştuğu takdirde tüketici mahkemesinde dava açılabilir.
Burada önemli bir ayrım vardır: Tüketici Hakem Heyeti ile arabuluculuk aynı şey değildir. Hakem heyeti, kanunun verdiği görev alanı içinde uyuşmazlık hakkında karar veren bir mercidir. Arabuluculuk ise tarafların bir arabulucu eşliğinde anlaşmaya çalıştığı alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur.
Bu nedenle devremülk tapusu verilmediğinde izlenecek yol; sözleşme, talep edilen sonuç, uyuşmazlığın değeri ve taşınmazın hukuki durumu birlikte incelenerek belirlenmelidir.
7. Devremülk Tapusu İçin Dava Açarken Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
“Devremülk davası” olarak adlandırılan uyuşmazlıklarda tüketicinin ileri sürebileceği talep her olayda aynı değildir. Bazı durumlarda tüketicinin temel amacı, sözleşmede kendisine vaat edilen devremülk hakkının tapuya tescil edilmesini sağlamak olabilir. Başka bir olayda ise taşınmazın hukuki durumu, satıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya projenin tamamlanmaması nedeniyle sözleşmeden dönülmesi ve ödenen bedelin geri alınması gündeme gelebilir.
Bu nedenle dava açmadan önce yalnızca “tapum verilmedi” şeklindeki şikâyete değil, sözleşmenin tam olarak ne vaat ettiğine, taşınmazın tapu kaydına, satıcının malik olup olmadığına, ödeme durumuna ve sözleşmenin hukuken geçerli olup olmadığına bakılması gerekir.
Ayrıca aynı olayda birden fazla hukuki talebin gündeme gelmesi mümkün olsa da, taleplerin birbirleriyle uyumlu şekilde ve somut olayın hukuki yapısına uygun olarak kurulması gerekir.
7.1. Tapunun üzerinize geçirilmesi talebi
Sözleşmede belirli bir taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki devre mülk hakkının tüketiciye devredileceği kararlaştırılmışsa ve bu hakkın kurulması ve tescili hukuken mümkün durumdaysa, tüketici sözleşmenin ifasını ve kendisine vaat edilen hakkın tapuya tescilini talep etmek isteyebilir.
Burada önemli olan, yalnızca sözleşmede “devremülk” kelimesinin geçmesi değildir. Satıcının gerçekten ilgili taşınmaz üzerinde hak sahibi olup olmadığı, sözleşmede hangi bağımsız bölümün veya payın gösterildiği, devre mülk hakkının kurulması için gerekli şartların bulunup bulunmadığı ve mevcut tapu kaydının sözleşmeyle uyumlu olup olmadığı incelenmelidir.
Taşınmazın tapu kaydı ile sözleşme arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunması veya satıcının taahhüt ettiği hakkı hukuken oluşturmasının mümkün olmaması halinde ise yalnızca tapu devri talebine odaklanmak yeterli olmayabilir.
7.2. Ödenen paranın iadesi talebi
Tüketici her zaman tapunun kendisine geçirilmesini istemeyebilir. Örneğin satıcı sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini uzun süre yerine getirmemiş, projenin tamamlanması mümkün görünmüyor veya taşınmazın hukuki durumu vaat edilen devre mülk hakkının kurulmasına elverişli değilse, somut olayın şartlarına göre sözleşmeden dönülmesi veya sözleşmenin sona erdirilmesi ve ödenen bedelin iadesi talep edilebilir.
Bu durumda yapılan ödemelerin tamamının belgelenmesi önemlidir. Banka dekontları, kredi ödemeleri, senetler, makbuzlar ve diğer ödeme belgeleri incelenerek tüketicinin karşı tarafa ne kadar ödeme yaptığı belirlenmelidir.
Bedel iadesi talebinin yanında, olayın özelliklerine göre faiz ve diğer zarar kalemlerinin talep edilip edilemeyeceği de ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle tüketicinin yıllar boyunca ödeme yaptığı eski devremülk sözleşmelerinde, yalnızca bugünkü satış fiyatına bakılarak hesaplama yapılması doğru olmayabilir.
7.3. Sözleşmenin geçersizliği veya iptali gündeme gelebilir mi?
Bazı devremülk uyuşmazlıklarında mesele yalnızca satıcının sözleşmeye aykırı davranması değildir. Sözleşmenin nasıl kurulduğu, hangi şekilde düzenlendiği, tüketiciye hangi bilgilerin verildiği ve sözleşmenin hukuken geçerli olup olmadığı da ayrıca incelenebilir.
Örneğin sözleşmenin tabi olduğu şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği, sözleşmenin tüketiciye vaat edilen hak ile gerçekten sağlanan hak arasında ciddi bir farklılık oluşturup oluşturmadığı veya sözleşmenin kurulması sırasında tüketicinin iradesini etkileyen hukuki sorunların bulunup bulunmadığı önem taşıyabilir.
Bu nedenle “sözleşmeyi iptal ettirmek istiyorum” şeklindeki genel bir talep tek başına yeterli değildir. Geçersizlik, iptal, sözleşmeden dönme veya fesih kavramları hukuken birbirinden farklı sonuçlar doğurabilir ve hangi hukuki sebebin uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Sonuç olarak devremülk tapusu verilmediğinde açılacak davanın talepleri standart bir şablondan seçilmemelidir. Öncelikle sözleşme, tapu kaydı, ödeme belgeleri ve satıcının yükümlülükleri birlikte incelenmeli; bundan sonra tüketicinin amacının tapuyu almak mı, sözleşmeden çıkıp parasını geri almak mı, yoksa sözleşmenin geçerliliğini tartışmak mı olduğu belirlenmelidir.

8. Devremülk Tapusu Verilmediğinde Zamanaşımı ve Süreler
Devremülk tapusu verilmediğinde tüketicilerin en sık yaptığı hatalardan biri, yıllar geçmişse artık hiçbir hukuki yolun bulunmadığını düşünmektir. Bunun tersi de doğru değildir. “Tapu yıllardır verilmedi, artık hiçbir şey yapamam” veya “ne zaman istersem dava açabilirim” şeklindeki genel kabuller doğru değildir.
Devremülk uyuşmazlıklarında uygulanacak süre, tüketicinin hangi hukuki talepte bulunduğuna, sözleşmenin niteliğine, ihlalin ne zaman gerçekleştiğine ve somut olayın diğer özelliklerine göre değişebilir. Bu nedenle özellikle eski tarihli devremülk sözleşmelerinde, dava açmadan önce sürelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
8.1. Devremülk uyuşmazlığında tek bir zamanaşımı süresi var mı?
Devremülk uyuşmazlıkları için bütün olaylara uygulanabilecek tek bir zamanaşımı süresinden söz etmek doğru değildir. Tüketicinin talebi tapu devrinin gerçekleştirilmesi, ödediği bedelin iadesi, sözleşmenin sona erdirilmesi veya başka bir hukuki sebebe dayanıyorsa uygulanacak kurallar farklılaşabilir.
Ayrıca zamanaşımı ile hak düşürücü süre aynı hukuki sonuçları doğurmaz. Sözleşmenin ne zaman imzalandığı, ödeme ve teslim tarihlerinin ne olduğu, satıcının yükümlülüğünü ne zaman yerine getirmesi gerektiği ve ihlalin ne zaman ortaya çıktığı gibi bilgiler bu nedenle önemlidir.
Özellikle üzerinden uzun yıllar geçmiş devremülk sözleşmelerinde, yalnızca sözleşme tarihine bakılarak “süre dolmuştur” sonucuna varılmamalıdır. Aynı şekilde eski bir sözleşme bulunması da otomatik olarak tüm taleplerin hâlâ ileri sürülebileceği anlamına gelmez.
8.2. Sözleşmedeki teslim tarihi neden önemli?
Sözleşmede tapunun veya taşınmazın hangi tarihte teslim edileceğinin kararlaştırılmış olması, satıcının yükümlülüğünün ne zaman yerine getirilmesi gerektiğinin belirlenmesi bakımından önemli olabilir. Belirlenen tarihte tapu devri gerçekleştirilmemişse, olayın şartlarına göre satıcının temerrüdü ve bunun tüketici bakımından doğurabileceği sonuçlar değerlendirilir.
Bu nedenle sözleşmedeki “tapu teslim tarihi”, “teslim tarihi”, “projenin tamamlanma tarihi” veya benzeri hükümler dikkatle incelenmelidir. Satıcının daha sonra yaptığı “iskan bekleniyor”, “tapu işlemleri devam ediyor” veya “yakında devir yapılacak” şeklindeki açıklamalar da olayın gelişimini anlamak bakımından önem taşıyabilir; ancak bunların hukuki sonuçları somut olaya göre belirlenir.
Sonuç olarak devremülk tapusu uzun süredir verilmemişse, yalnızca geçen süreye bakarak hakların kaybedildiği veya korunduğu sonucuna varılmamalıdır. Sözleşme tarihi, kararlaştırılan teslim tarihi, ödeme tarihleri, satıcının temerrüdü ve ileri sürülecek talep birlikte incelenerek uygulanabilecek süreler belirlenmelidir.
9. Devremülk Dolandırıcılığı ile Sözleşmeye Aykırılık Aynı Şey Değildir
Devremülk tapusunun verilmemesi, tüketici açısından ciddi bir mağduriyet oluşturabilir. Ancak satıcının sözleşmede taahhüt ettiği tapu devrini gerçekleştirmemesi, tek başına dolandırıcılık suçunun işlendiği anlamına gelmez. Bir uyuşmazlığın ceza hukuku bakımından dolandırıcılık olarak değerlendirilebilmesi için, olayın Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçun unsurları bakımından ayrıca incelenmesi gerekir.
Örneğin şirketin projeyi zamanında tamamlayamaması, ekonomik sorun yaşaması veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi, kural olarak öncelikle sözleşmeye aykırılık ve özel hukuk bakımından değerlendirilmesi gereken durumlar olabilir.
Buna karşılık satış sırasında gerçeğe aykırı bilgiler verilmesi, gerçekte yerine getirilmesi mümkün olmayan bir hakkın varmış gibi gösterilmesi veya kişilerin bu şekilde yanıltılarak para vermelerinin sağlandığı iddiaları farklı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirebilir.
9.1. Hangi durumlarda ceza soruşturması gündeme gelebilir?
Ceza soruşturması, özellikle başlangıçtan itibaren aldatmaya yönelik bir davranış bulunduğu ve bu davranışla haksız bir menfaat elde edildiği yönündeki somut iddialarda gündeme gelebilir. Örneğin satış sırasında taşınmazın veya projenin hukuki durumu hakkında gerçeğe aykırı bilgiler verildiği, gerçekte mevcut olmayan bir hakkın varmış gibi gösterildiği veya tüketicinin bu beyanlar sonucunda ödeme yaptığı ileri sürülüyorsa, olayın dolandırıcılık suçu bakımından incelenmesi söz konusu olabilir.
Buna karşılık yalnızca “sözleşmede tapu verileceği yazıyordu ancak tapu verilmedi” şeklindeki durum, kendi başına ceza sorumluluğunu ortaya koymaz. Sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi ile sözleşme kurulurken hileli davranışlarla para temin edilmesi aynı hukuki durum değildir.
9.2. Savcılığa şikâyet etmek paranın geri alınmasını sağlar mı?
Savcılığa suç duyurusunda bulunmak ile ödenen bedelin tahsil edilmesi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Ceza soruşturmasının temel amacı, suç işlendiğine ilişkin iddiaları araştırmak ve suçun unsurları oluşmuşsa ceza sorumluluğunu belirlemektir. Yalnızca suç duyurusunda bulunulması, tüketiciye ödediği paranın otomatik olarak iade edilmesini sağlamaz.
Ödenen bedelin geri alınması için somut olayın özelliklerine göre tüketici hakem heyeti, arabuluculuk veya hukuk mahkemeleri nezdinde özel hukuk taleplerinin de ileri sürülmesi gerekebilir. Bu nedenle devremülk uyuşmazlığında ceza soruşturması ihtimali ile tapunun alınması veya ödenen bedelin tahsil edilmesine yönelik hukuki yollar birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle dolandırıcılık iddiası ileri sürülecekse, yalnızca tapunun verilmemiş olması değil, satış sürecinde hangi beyanların yapıldığı, bu beyanların gerçeğe aykırı olup olmadığı ve tüketicinin bu davranışlar sonucunda nasıl ödeme yaptığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
10. Devremülk Tapusu Verilmediğinde Yapılmaması Gereken 6 Hata
Devremülk tapusu verilmediğinde hak arama sürecinde yapılan bazı hatalar, tüketicinin elindeki delilleri zayıflatabilir veya hangi hukuki yolun izleneceğinin belirlenmesini zorlaştırabilir. Özellikle uzun yıllar önce yapılmış devremülk satışlarında belgelerin kaybolması, şirketin sürekli yeni açıklamalar yapması veya tüketicinin yeni belgeleri okumadan imzalaması sık karşılaşılan sorunlardandır.
Bu nedenle aşağıdaki yedi noktaya özellikle dikkat edilmelidir.
10.1. Sadece şirketin sözlü açıklamalarına güvenmek
“Tapular yakında çıkacak”, “iskan bekleniyor”, “birkaç ay içinde devir yapılacak” veya “proje tamamlanınca tapunuzu vereceğiz” gibi açıklamalar tek başına yeterli kabul edilmemelidir. Satıcının açıklamalarının mümkün olduğunca yazılı belge, resmi kayıt veya sözleşme hükümleriyle desteklenmesi önemlidir.
10.2. Sözleşmeyi incelemeden yeni evrak imzalamak
Şirket daha sonra yeni bir sözleşme, ek protokol, ibraname, feragatname veya yeni ödeme planı imzalamanızı isteyebilir. Böyle bir belgeyi mevcut haklarınızı nasıl etkilediğini anlamadan imzalamak ileride sorun yaratabilir. Özellikle “tüm haklarımı aldım”, “şirketten herhangi bir talebim yoktur” veya benzeri ifadeler içeren belgeler dikkatle incelenmelidir.
10.3. Eski ödeme belgelerini saklamamak
Devremülk satın alındıktan yıllar sonra uyuşmazlık ortaya çıkmışsa, yapılan ödemelerin ispatı önem kazanabilir. Banka dekontları, kredi kayıtları, senetler, makbuzlar ve diğer ödeme belgeleri mümkün olduğunca korunmalıdır. Eski belgeler kaybolmuşsa, mevcut banka kayıtları ve diğer finansal belgelerin araştırılması gerekebilir.
10.4. Sadece telefon görüşmeleriyle süreci yürütmek
Telefon görüşmeleri günlük iletişim açısından pratik olsa da, önemli taleplerin yalnızca sözlü olarak iletilmesi ileride ispat sorunlarına yol açabilir. Tapunun ne zaman devredileceği, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi veya bedel iadesi gibi önemli taleplerin yazılı şekilde iletilmesi ve belgelerin saklanması daha sağlıklı bir yöntemdir.
10.5. “Tapu yoksa hiçbir şey yapamam” düşüncesiyle beklemek
Tapunun henüz verilmemiş olması, tüketicinin hiçbir hukuki seçeneğinin bulunmadığı anlamına gelmez. Sözleşmenin içeriği, taşınmazın mevcut tapu durumu, satıcının yükümlülükleri ve projenin hukuki durumu araştırılarak hangi hakların kullanılabileceği belirlenebilir. Özellikle yıllarca yalnızca şirketin yeni bir tarih vermesini beklemek, süreler ve deliller bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
10.6. Tapu kaydını ve taşınmazın gerçek durumunu araştırmamak
Tüketici yalnızca elindeki satış sözleşmesine bakarak hareket etmemelidir. Satıcının gerçekten taşınmazın maliki olup olmadığı, sözleşmede belirtilen bağımsız bölümün veya payın mevcut olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde ipotek, haciz veya başka hukuki kısıtlamaların bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Çünkü sözleşmede vaat edilen hak ile taşınmazın güncel hukuki durumu arasında fark bulunabilir.
11. Devremülk Tapusu Verilmedi: Adım Adım Ne Yapmalıyım?
“Devremülk tapusu verilmedi, ne yapmalıyım?” diye soruyorsanız, doğrudan dava açmak veya yalnızca satıcının yeni bir tarih vermesini beklemek yerine, öncelikle elinizdeki belgeleri ve taşınmazın güncel hukuki durumunu ortaya koymanız gerekir.
Çünkü izlenecek yol; satın aldığınız hakkın gerçekten devre mülk niteliğinde olup olmadığına, sözleşmede ne taahhüt edildiğine, tapunun neden devredilmediğine ve sizin tapuyu mu yoksa ödediğiniz bedeli mi talep ettiğinize göre değişebilir.
Pratik olarak aşağıdaki yedi adım izlenebilir:
Adım 1: Sözleşmenizi ve tüm ödeme belgelerinizi toplayın
İlk olarak devremülk satış sözleşmesinin tamamını ve varsa ek protokollerini bir araya getirin. Sözleşmede taşınmazın bilgileri, bağımsız bölüm veya pay, kullanım dönemi, tapu devri için öngörülen tarih ve satıcının yükümlülükleri özellikle kontrol edilmelidir.
Bunun yanında banka dekontları, kredi belgeleri, senetler, makbuzlar ve faturalar gibi ödeme belgeleri de toplanmalıdır. WhatsApp yazışmaları, e-postalar, satış ilanları, broşürler ve satıcının size verdiği diğer belgeler de saklanmalıdır. Özellikle eski tarihli devremülklerde delillerin mümkün olduğunca eksiksiz şekilde bir araya getirilmesi önemlidir.
Adım 2: Tapu ve taşınmazın güncel durumunu araştırın
İkinci aşamada sözleşmede vaat edilen hakkın gerçekten kurulabilir ve devredilebilir durumda olup olmadığı araştırılmalıdır.
Taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu, sözleşmede belirtilen bağımsız bölüm veya payın mevcut olup olmadığı, taşınmaz üzerindeki ipotek ve haciz gibi takyidatlar ve taşınmazın kat irtifakı veya kat mülkiyeti bakımından mevcut durumu incelenmelidir.
Satıcının “iskan bekleniyor”, “tapu işlemleri devam ediyor” veya “yakında tapular dağıtılacak” şeklindeki açıklamalarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da mümkün olduğunca resmi belgeler üzerinden kontrol edilmelidir.
Adım 3: Satıcıdan yazılı açıklama ve tapu devri talep edin
Tapunun neden verilmediği konusunda satıcıdan yazılı ve açık bir açıklama istemek faydalı olabilir. Tapu devrinin önünde bir hukuki veya teknik engel bulunuyorsa bunun ne olduğu ve giderilmesinin ne zaman beklendiği sorulabilir.
Sözleşmede tapu devri için belirli bir tarih kararlaştırılmışsa, bu tarihe de açıkça atıf yapılabilir. Görüşmelerin yalnızca telefon üzerinden yapılması yerine e-posta, yazılı başvuru veya somut olayın şartlarına göre noter aracılığıyla yapılan bildirimlerle kayıt oluşturulması, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlık bakımından önem taşıyabilir.
Adım 4: Gerekiyorsa noter ihtarnamesi gönderin
Satıcının yazılı taleplere rağmen yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, somut olayın özelliklerine göre noter ihtarnamesi gönderilmesi değerlendirilebilir.
İhtarnamede tapu devrinin gerçekleştirilmesi, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi veya şartları oluşmuşsa sözleşmenin sona erdirilmesi ve ödenen bedelin iadesi gibi talepler ileri sürülebilir. Ancak ihtarnamenin içeriği, daha sonra açılması düşünülen davanın veya yapılacak başvurunun niteliğiyle uyumlu olmalıdır.
Bu nedenle ihtarnamede gelişigüzel şekilde birden fazla hukuki talep sıralamak yerine, sözleşme ve mevcut tapu durumu incelenerek hangi talebin ileri sürüleceğinin belirlenmesi daha doğru olacaktır.
Adım 5: Arabuluculuk ve tüketici başvuru yollarını değerlendirin
Bir sonraki aşamada uyuşmazlığın Tüketici Hakem Heyeti, arabuluculuk veya tüketici mahkemesi yollarından hangisine tabi olduğu belirlenmelidir.
2026 yılı bakımından 186.000 TL’nin altında kalan ve Tüketici Hakem Heyetinin görev alanına giren tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyeti başvurusu gündeme gelebilir. Daha yüksek değerli uyuşmazlıklarda ise farklı bir yargısal süreç söz konusu olabilir.
Ayrıca tüketici mahkemesinde dava açılmasının gerektiği durumlarda, kanunun öngördüğü hallerde dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Bu nedenle “doğrudan dava açayım” demeden önce uyuşmazlığın hangi usule tabi olduğu belirlenmelidir.
Adım 6: Tapu devri mi, bedel iadesi mi istediğinize göre hukuki yol belirleyin
Bu aşamada tüketicinin hedefi netleştirilmelidir.
Eğer amaç, sözleşmede vaat edilen devre mülk hakkını elde etmekse, taşınmazın ve sözleşmenin hukuki durumu elverdiği ölçüde tapu devri veya tescile yönelik bir talep değerlendirilebilir.
Buna karşılık tüketici artık taşınmazı istemiyor ve ödediği parayı geri almak istiyorsa, somut olayın şartlarına göre sözleşmeden dönme veya sözleşmenin sona erdirilmesi ile bedel iadesi talebi gündeme gelebilir.
Bu iki seçeneğin hukuki sonuçları aynı değildir. Bu nedenle dava açmadan önce yalnızca “tapu verilmedi” sorununu değil, tüketicinin nihai olarak ne elde etmek istediğini de belirlemek gerekir.
Adım 7: Dava açmadan önce sözleşme ve tapu kaydını birlikte inceletin
Özellikle yüksek bedelli, eski tarihli veya yıllardır sonuçlanmayan devremülk uyuşmazlıklarında yalnızca satış sözleşmesine bakarak dava açmak riskli olabilir. Sözleşme ile birlikte güncel tapu kaydı, taşınmazın hukuki durumu, şirketin ticari durumu ve tüm ödeme geçmişi birlikte değerlendirilmelidir.
Böylece satıcının gerçekten hangi yükümlülüğü üstlendiği, bu yükümlülüğün hâlen yerine getirilmesinin mümkün olup olmadığı ve tüketicinin hangi hukuki talebi ileri sürebileceği daha sağlıklı şekilde belirlenebilir.
Özetle, devremülk tapusu verilmediğinde izlenecek yol; belgeleri toplamak → taşınmazın durumunu araştırmak → satıcıdan yazılı açıklama istemek → gerekiyorsa ihtar göndermek → doğru başvuru yolunu belirlemek → tapu veya bedel iadesi konusundaki hedefi netleştirmek → dava öncesinde tüm dosyayı birlikte değerlendirmek şeklinde düşünülebilir. Özellikle üzerinden uzun yıllar geçmiş dosyalarda süreler, deliller ve taşınmazın güncel hukuki durumu ayrıca dikkate alınmalıdır.

12. Sonuç: Tapunun Verilmemesi Karşısında Önce Sözleşmenin ve Tapu Kaydının Gerçek Durumunu Belirleyin
Devremülk tapusu verilmediğinde, sorunun çözümü yalnızca satıcıdan “tapuyu ne zaman vereceksiniz?” diye bilgi almaktan veya doğrudan dava açmaktan ibaret değildir. Öncelikle hangi hakkın satın alındığının, sözleşmede satıcının hangi yükümlülükleri üstlendiğinin ve taşınmazın bugün itibarıyla hangi hukuki durumda bulunduğunun ortaya konulması gerekir.
Özellikle eski tarihli devremülk sözleşmelerinde, sözleşmede yazan bilgiler ile taşınmazın güncel tapu kaydı arasında önemli farklılıklar bulunabilir. Projenin tamamlanıp tamamlanmadığı, satıcının taşınmazın maliki olup olmadığı, bağımsız bölüm veya payın mevcut durumu, tapu üzerindeki takyidatlar ve devre mülk hakkının hukuken kurulup kurulamayacağı bu nedenle ayrıca incelenmelidir.
Bunun yanında tüketicinin yaptığı ödemelerin tamamı mümkün olduğunca belgelenmeli; banka dekontları, senetler, makbuzlar, sözleşmeler, ek protokoller, yazışmalar ve satış sırasında kullanılan reklam veya tanıtım belgeleri bir araya getirilmelidir. Çünkü uyuşmazlığın nasıl çözüleceği kadar, tüketicinin iddialarını hangi delillerle ortaya koyabileceği de önemlidir.
Bir diğer önemli konu ise tüketicinin hedefidir. Tüketici sözleşmede vaat edilen devremülk hakkının kendisine geçirilmesini istiyorsa tapu devri veya tescile yönelik hukuki yollar değerlendirilebilir. Buna karşılık artık taşınmazı istemiyor ve yaptığı ödemeleri geri almak istiyorsa, somut olayın şartlarına göre sözleşmeden dönme veya sözleşmenin sona erdirilmesi ve bedel iadesi gündeme gelebilir. Sözleşmenin geçerliliği konusunda ayrıca bir sorun bulunması halinde ise farklı hukuki talepler söz konusu olabilir.
Son olarak, uyuşmazlığın üzerinden uzun zaman geçmiş olması da göz ardı edilmemelidir. Zamanaşımı, hak düşürücü süreler, sözleşmede belirtilen teslim tarihi ve satıcının temerrüdü ayrıca değerlendirilmelidir. Şirketin kapanması, isim değiştirmesi, tasfiye veya iflas sürecine girmesi gibi durumlarda ise doğru muhatabın ve uygulanabilecek hukuki yolun belirlenmesi gerekir.
Kısacası, “devremülk tapusu verilmedi” ifadesi tek başına hangi davanın açılacağını göstermez. Doğru değerlendirme için sözleşme + tapu kaydı + ödeme belgeleri + projenin mevcut durumu + satıcının hukuki durumu + tüketicinin hedefi birlikte ele alınmalıdır. Bu inceleme yapılmadan atılacak hukuki adımlar, hem zaman hem de maliyet bakımından gereksiz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle özellikle yüksek bedelli veya uzun süredir çözülemeyen devremülk uyuşmazlıklarında, dava veya başka bir hukuki başvuru yoluna geçmeden önce dosyanın bütün olarak değerlendirilmesi önem taşır.